<_script /><_script />

Edebiyat Yurdu

Satırlar treni ile edebiyat dünyasına yolculuk...

Yine yazma vakti...Güneş doğmakta ve gece oluyor.Uyuyan kuşların cıvıltıları...Yazan çok kişi var ve yazılan çok şey.Peki yazmayı yazmak nasıl bir şey?Neydi onun adı ilham mı?Hah evet o.İşte önce kapınızı çalmalı ilham ya da kırmalı.İlham ne peki?İlham,evde saklambaç oynayan yaramaz bir çocuktur,köşelere saklanıp arada kafasını çıkararak etrafı gözler.Annesine ebelenmemelidir.Anne ise evde çocuğa göre daha tecrübelidir.Her deliği bilir ve tabi çocuğunun girdiği deliği de.Ama ebelemez zamanı değildir.Çocuk sonunda çıkar ve ebelenir.İlham,kalp evinde yazarşair olan annebaba ile saklambaç oynayan çocuktur zamanı gelince ebelenen bir çocuk.İlham gelmesi yeter mi yazmak için?Yetmez elbette, bir de tren gerekir.Ray olmuş kağıt çizgilerinde yol alan satırlar treni.Binersin içerde her yazar vardır dumanı mürekkep çıkan bir tren...Her yazarı her yazıyı kompartman kompartman gezerek ziyaret edersin.Gara gelir ve inersin.İşte şimdi birşeyler karalayabilir ve trene, devam edeceği yolculuğunda uğrayanlara faydalı olsun diye yazını emanet edebilirsin.Yeniden yazmak mı?Şimdi bir gemi gerek  denizin koynuna girmek için yakalanmadan "kara" isimli kocayakadına...Altta balıklar üstte kuşlar bir düğün yapmak.Mavi gelinlik mavi duvak.Sonra liman liman balayı, bol bol ilham.Yine yazmak derseeen...Bu defa bir uçak lazım derim."Kara" yetmezmiş gibi "deniz"e de yakalanmamak lazım şimdi.

Bulutlar saklanmaya yardım edebilirler belki.Ve kuşlar nikah kıyar mı ki?

Ve kara deniz hava bitti şimdi yazma vakti en güzelini ve yazının altına imza olarak

3 Kocalı Hürmüz

yazmak.Şişşşt aramızda kalsın ama 7 ye kadar yolu var benim de niyetim... 
(Acele yazıldı suya yazıldı yazım titriyor hataları affınıza sığındı)